KİMSESİZ YAŞAM GÖMLEKLERİ

 “Kendini nasıl hissediyorsun?” dedi,  İrfan, Pınar’a.

 -Bu raporlar beni kötü ediyor, dedi Polis Mehmet Çınar, Polis Çiğdem Özdemir’e.

 “İyiyim, “diye yanıtladı Pınar, İrfan’ı. “Öylesine iyiyim ki kötü alışkanlıklarım olmadığına yemin edeceğim neredeyse. Öylesine dingin, öylesine temizim. Neden soruyorsun?”

-Sen şu eski raporlara göz attın mı? dedi, Polis Mehmet Çınar, Polis Çiğdem Özdemir’e.

-Evet. Hepsini okudum. O yerdeki çöpler neyin nesi?

-Çay onlar. Paketten kavanoza aktarırken düşmüş olmalı.

-Kavanozdakine çay diyoruz, yere düşünce çöp oluyor, dedi Çiğdem.

-İyi ya, yere düşme, düşersen çöp oluyorsun demek. Gülüştüler.

İrfan; “Sırtın mosmor, sağ kaşın patlak, kollarında iğne ve jilet izleri, dizlerin morarmış ama iyisin, öyle mi?” Gülmesini zor tutuyordu. “Alay mı ediyorsun?” dedi Pınar, birden sinirlenmiş kötü kötü bakmaya başlamıştı. “Yoo,” dedi İrfan muzipçe gülerek.  

 -Peki, sen fena olmuyor musun? dedi Polis Mehmet. Ben durmadan onları arayan aileleri olduğunu düşünmekten kendimi alamıyorum.

-Bunların kâğıt üzerinde kalmasına çalışmalısın. Boyutsuz yazılar, anlatabiliyor muyum? Kâğıttan kalkıp oturabilirler ama ben izin vermiyorum.

-Ne oturması? Üzerime geliyorlar.

 “Sana yardım edeceğim” dedi İrfan Pınar’a. “Ama önce şu camdan içeri bir bakalım. Senin adın ne peki?” “Saçmalama. Ben oraya dünyada çıkamam. Ben topalım, görmüyor musun? Adım Pınar.”  “Dünyada çıkamazsın bunu ben de biliyorum,” dedi İrfan. Pınar’ın elini      tuttu, gizlice içeri süzüldüler.

     -İlk rapor, diye okumaya başladı Polis Mehmet Çınar.

BULUNDUĞU İL/İLÇE:Mersin
BULUNDUĞU ADRES:……… otoyoluna, 5 metre uzaklıkta
BULUNDUĞU AY/YIL/SAAT:Şubat 19..  11.oo
TAHMİNİ ÖLÜM ZAMANI:Belli değil
ÖLÜM SEBEBİ:Darp
CESEDE AİT EŞYA:Yok
BELİRGİN İZ:Sol böbrek bölgesi dikiş izi, karın bölgesinde dikiş izi.
SAKATLIK:Belli değil
BOYU/ KİLOSU:1,70-1,80/ 60-70CİNSİYETİ:Bay
TAHMİNİ YAŞI:22-23TEN RENGİ:Beyaz
SAÇ RENGİ:Siyah  

-Sonraki rapor,” dedi Polis Çiğdem Özdemir;  İzmir, 1751. sokak, Kocagöz Parkı içiymiş. 22 Mart’ta gece 03.00.’de bulunmuş. Tahminen 01’ de öldüğü düşünülüyor. Ası suretiyle intihar, ölüm sebebi. Cesede ait eşyalar; üzerinde bej siyah kapüşonlu mont, mavi kot pantolon, beyaz spor ayakkabılar, sarı çoraplar, beyaz iç çamaşırları olarak listelenmiş. Belirgin iz olarak yüzünde ben lekesi, göğüs ve sırtta morluk, burun kemiğinde eziklik, sağ ve sol böbrek bölgesinde dikiş izi saptanmış. Sakatlık olup olmadığı belli değil. 1,60-1,70 boylarında 40–50 kilo ağırlığında – ne kadar zayıf- kumral, beyaz tenli, bayan. O,o, 17-18 yaşlarında tahmin ediliyor. Kendini park içindeki oyuncak demire iple asma… Kayıtsız olarak fuhuş yaptığı söyleniyormuş…

İrfan; “Bu kızı hiç tanımıyorum,” diye fısıldadı Pınar’a “Ama bak bu Cavidan.”

Polis Memuru Mehmet;

-İzmir, Merkez Mahallesi, Bila no da bulunmuş. Ocak ayında ve sabah saat 06.oo’da. Tahminen 03.oo-05.oo arası yangın sonucu ölmüş. Cesede ait eşya, sol ayağında kahverengi terlik, iki kulakta küpe, sağ bilekte iki adet bilezik tespit edilmiş. Sakatlık ve belirgin iz belli değil. Kilosu belli değil, ten rengi, saç rengi belirsiz. 1, 55 boyunda olduğu tahmin ediliyor. Yaşı belirsiz. Yanmış vaziyette bulunmuş. Çevreden verilen bilgiye göre Cavidan Çakır olarak tanınıyor, kimsesi yok, dilencilik yapıyor. İki gün önce göz ameliyatı olup hastaneden taburcu olmuş. Hastanenin adını bilen yok. Gözleri bandajlı olarak hastane aracıyla getirilmiş.

          Çiğdem elindeki tükenmezle oynayarak;

-Şu iş kazasına ne diyorsun?

          Mehmet Çınar kimi yerleri okuyup ;

-Şahsın iş yeri kayıtlarındaki adı Hüseyin Aydoğdu. Adı dâhil tüm bilgiler sahte olduğu için yakınlarına ulaşılamamışlar. Eyüp’te bir şirket deniliyor,  Dilan Ltd.Şti.’de 14 Nisan gecesi 02.oo’ de iş kazası olmuş. Tahmini ölüm zamanı bilinmiyor. Cesede ait eşya olarak sadece makine yağına bulaşmış iş elbisesi yazılmış. Belirgin iz hanesinde göğüs boşluğunda ezilme tespit ediliş. Sol eldeki iki parmak eksik ve sol ayakta kısalık. Tahminen 22–24 yaşlarında, siyah saç, buğday tenli. 1.70-1.80 boylarında 80–90 kilo ağırlığında. Evet, adli tabip raporu ekte, bunu geçiyorum. Ama dur bir dakika, iş kazası raporu hani?

İrfan atıldı; “Bunun gerçek adı Şaban ama kimin umurunda.”Pınar; “Öğrenebilecekler mi?”  İrfan yanıt vermedi.

Memur Mehmet;

– Eskişehir-Ankara karayolunda bulunan da bir tür kaza olabilir… Mi?” Okumayı sürdürdü:

BULUNDUĞU İL/İLÇE:Ankara
BULUNDUĞU ADRES:Eskişehir-Ankara Kara yolu 20 km.
BULUNDUĞU AY/YIL/SAAT:22 Ocak 19.  09.oo
TAHMİNİ ÖLÜM ZAMANI:Belli değil
ÖLÜM SEBEBİ:Belli değil
CESEDE AİT EŞYA:1 ad. radisson marka erkek kol saati, 1 ad. cep radyosu, 1 ad. 22 cm. uzunlukta bıçak, pantolon, gömlek, siyah anorak, sol ayağa ait siyah renk ayakkabı
BELİRGİN İZ:Sağ karın boşluğunda yara izi    
SAKATLIK:Belli değil
BOYU/ KİLOSU:1,7/-1,80/ 70CİNSİYETİ:Erkek
TAHMİNİ YAŞI55-60TEN RENGİBuğday
SAÇ RENGİ:Beyaz  
DİĞER BİLGİLER:Yok 
  
ADLİ TABİP RAPORU: Yok 

-Bilemiyorum. Kaza olup olmadığına karar vermek için raporu okumak gerekir. Ama yok, bunu işaretleyelim. Şimdi sana vereceğim kâğıt esaslı. Hatta dayanamam, üç boyuta atlar falan diyorsan… okumayayım.

          -Saçmalama Çiğdem, ya. 

“Bak,” dedi İrfan, “Bunun adı Kaya Bilir. Onu 40 gün sonra buldular. Cavidan kadar kötü durumdaydı diyebilirim.” “Saçmalama,” diye çıkıştı Pınar, “ Rapordaki insanları tanıyor musun yani?” “Onlar rapor değil buradalar sersem, birazdan onları sen de görebileceksin.” Pınar, bu cümlenin üzerinde hiç durmadı. Çiğdem okumaya başlamıştı, onu dinliyordu;
BULUNDUĞU İL/İLÇE:Gaziantep
BULUNDUĞU ADRES:Gaziantep ili, Oğuzeli İlçesi üzerindeki inşaat halindeki evin kuyu içi
BULUNDUĞU AY/YIL/SAAT:11 Temmuz 19…       15.30
TAHMİNİ ÖLÜM ZAMANI:30 günden fazla
ÖLÜM SEBEBİ:Belli değil
CESEDE AİT EŞYA:Yeşil ve gri çizgili tişört, beyaz atlet, koyu renk şalvar, koyu renk iç çamaşırı
BELİRGİN İZ:Bkz. Rapor
SAKATLIK:Bkz. Rapor  
BOYU/ KİLOSU:1,60-1,70 90-100 kg.CİNSİYETİ:Erkek
TAHMİNİ YAŞI:50-55TEN RENGİ:Belli değil
SAÇ RENGİ:Belli değil  
DİĞER BİLGİLER  :07.02.2006 günü saat: 12.20 sıralarında
müdürlüğümüz ……… İlçe emniyet müdürlüğü ……… Polis merkezi sorumluluk bölgesinde, gelen ihbar üzerine kimliği belirsiz erkek cesedi bulunmuştur.
ADLİ TABİP RAPORU: 07.02.2006 günü saat: 12.20 sıralarında… Müdürlüğü… İlçe Emniyet Müdürlüğü… Polis merkezi sorumluluk bölgesinde gelen ihbar üzerine bulunan, kimliği belirsiz erkek cesedi üzerinde yapılan otopsi neticesinde; cesedin sabunlaşmış şekilde olduğu, sol el bileğinin dışa doğru bükülerek kırılmış vaziyette olduğu, sol ayak tarak kemikleri seviyesinde parçalanarak kopmuş, sol ayak bileği kırık cildinin sol dizinden parçalanmış ve açılmış, sağ ayak bileğinin ciltten açılmış, sol dizinin ezik dizlerinin içe bükük, altında mavi renkte külotu pantolonun üzerindeki etikette: numara 2-46-4s olduğu, penis yapısının bozulmuş, testislerinin yırtılmış, sağ dirsek dış kısımlarının açılmış, göğüs kafesinin çökük şekilde olduğu ve derin yara izi, çene ucu parçalanmış, sağ karın boşluğunda karın cildi açılmış, kafatası saçlı deriye uyan bölgenin sıyrılmış komple kafatasının açıkta görüldüğü, her iki gözünün kurumuş arka kısımda enseye yakın yerlerde ciltle bağlantısının mevcut, kısa sakallı kafatasının sağlam görünümde olduğu, sırtın atlet kısmına yapışarak sabunlaştığı, baş, boyun, sırt, göğüs karın, kol ve bacakların ve giysi aralarının beyaz renkli toprağa yapıştığı sabunlaşmış görünümde ayrıca cesedin bir aydan fazla bir süre önce öldüğü düşünüldüğü yapılan otopside tespit edilmiştir. Cesedin ölüm sebebinin tespiti için bütün haliyle Adana Adlî tıp kurumuna gönderilmiştir.”

-Yemek paydosu. Mehmet Çınar, kolundaki saate baktı. Haydi kalk.

-Yeni gelen rapora bakmayacak mıyız?

  -Yemekten sonra. Hem de kafama takılan ayrıntılar üzerinde biraz düşüneyim istiyorum.

  -Ne gibi ayrıntılar?

  -Henüz ne olduğunu anlamış değilim, karnım doyunca kafam çalışacak. Yedi farkı bulunuz bulmacalarını bilir misin?

-Eeeveeet.

  -Tersini yapacağım; yedi ortak noktayı bulunuz gibi bir şey… Dur bakalım.

  -Tamam. Ben de çok acıktım. Şunu ayırayım; Gonca Ünal’a ait bir dilekçe vardı, kayıpların içinde. Hah, işte. Aynı kişi mi bir bakacağım.

“Onlar rapor ve polisler okuyor,” dedi Pınar inatla, az önce yarım kalan konuşmasını tamamladı.  “Bak bu yeni gelmiş;  … Müdürlüğü… Merkezi, sorumluluk bölgesindeki trafik otoparkı çıkışında ihbar üzerine giden devriye görevlilerince kimliği belirsiz, çıplak bir kadın cesedi…” Pınar duraksadı. Sonra devam etti; “ Yirmi, yirmi iki yaşlarında,  1,60-1,70 boylarında, 40-50 kilo arası… Bulunduğu adres Ulubat Mahallesi trafik otoparkı.  (Giderek daha yavaş okur oldu.) Ölüm sebebi belli değil, tahmini ölüm zamanı belli değil, cesede ait eşya bilinmiyor, rapor tarihi 10 Mart… Ama bu bugünkü tarih! On dakika öncesi! Bu nasıl?” Ölüm zamanı, ölüm sebebi bilinmiyor! Cesede ait eşya yok! Belirgin izler; sırt kısmında morluk, sağ kaşta iz! Her iki kulakta ikişer adet küpe deliği, sol kolda jilet izi, sağ ve sol kolda iğne izleri, ayak diz altında morluk! Sağ ve sol böbrek bölgesinde dikiş izi! Sağ ayak kısa!”

Dehşet içinde gözleri yuvalarından fırlamıştı. Yanındaki çocuk, katıla katıla gülüyordu. Bir ara gülmesini kesip; “Şimdi başını kaldır,” dedi, içini çekerek. “Hah şöyle, artık rapor diye tutturduklarını görebiliyor musun?”

Pınar, odadaki insanların ne zaman geldiğini fark etmemişti. Bu rapor onu öylesine korkutmuş ve ve…”

“Görüyorum…” dedi can havliyle. “ Nasıl oluyor da?” Koşarak pencereye gidip aşağı baktı; dördüncü kattaydılar! “Aman Tanrım!” diye haykırdı. “Buraya nasıl çıkabildim ben?”

“Yaşam gömleğini çıkardın da ondan akıllım,”  diye güldü İrfan.

Pınar raporun son bölümünü okudu; “Bkz. Kims.Tes.ve Öl. Yer. İnc.Şb. Md.’nün …… tarih ve……. sayılı yazısı…” İrfan onun ne dediğini anlamıyordu artık.

Published by

Bilinmeyen adlı kullanıcının avatarı

serapgokalp

Bursa doğumlu. Bir süre devlet memurluğu yaptı, istifa ederek otomotiv, gıda, tekstil, çelik, inşaat sektörlerinde değişik görevlerde çalıştı. İlk öyküsü Edebiyat-81 dergisinde 1983 yılında, daha sonra Yeni Olgu, Kıyı, Öner Sanat, Karşı, Yaklaşım, Yazko, Papirus, Agora, Türk Dili dergilerinde yayınlandı. Sonraki yıllarda; İle Dergisi, Patika Dergisi, Anafilya, Havuz, Öykü Teknesi, Sözcükler, Notos, Kurşun Kalem, Kar, Dünyanın Öyküsü, Kitaplık, Gösteri dergilerinde öyküleri, inceleme yazları yer aldı. İlk öykü dosyası Böcek Cinayetleri’dir. Ancak yayıncı tarafından yıllarca bekletilip basılmadığı için dosyayı geri almış ve imha etmiştir. İkinci dosyası Astak Kum Saatinde Akarken adlı kitabı, 2002 yılında Sistem Yayıncılık tarafından kitaplaştırıldı. Otuz sekiz yeni öyküsü 267 sayfalık bu ilk kitapta yer aldı. İkinci kitabı Kulak Misafiri, 2009 yılında Pupa Yayıncılık tarafından basıldı. Ödüllü öykülerinin yer aldığı bu kitabı Orhan Kemal Ödüllü üçüncü kitabı Tuz Saraylar izledi. 2010 yılında İlya Yayıncılık tarafından kitaplaştırıldı. Dördüncü kitabı Pirana Kahkahaları 2017 yılında Kanguru Yayınları tarafından yayımlandı. Kişisel kitapları dışında Anlatılan Bizim Hikâyelerimiz, Çığlık, Mübadele Öyküleri, Öykü Dostluğu, Kadınların Ruh Acıları, Öyküden Çıktım Yola-252 Yazardan Minimal Öyküler, Gurbet (Almanya, Gökyüzü Yayınevi Seçkisi) Tanzimattan Günümüze Rumeli Motifli Öyküler seçkilerinde öyküleri yer aldı. Kadın Yazarlar Derneği Yayını, Kadınlar Edebiyatla Buluşuyor adlı projede öykü atölyeleri düzenleyerek aynı adlı yapıtta ve yine Kadın Yazarlar Derneği Yayını olan Söz Kesmek, Kına Yakmak, Nikah Kıymak adlı kitapta incelemeleri, yayınlandı. Öykü kitapları dışında Kalp Krizi, Bu Gece Uyku Yok Çünkü ve Buket Başaran Akkaya ile ortak oyunlaştırdıkları İki Çığlık, İki Türkü, Bir Ağıt adlı oyunları bulunuyor. Serap Gökalp’in bir öyküsünden oyunlaştırılan bu oyun Devlet Tiyatrolarına kabul edildi. Çalışmalarından Fadime Hanımın Işığı adlı öyküsü Petrol İş Sendikası – Kadın Öyküler Yarışmasında 2007 birinciliğini, Sisin İzi adlı öyküsü, Madenci Öyküleri Yarışması 2007 ikinciliğini, 16/24 Vardiyası adlı öyküsü, Abdullah Baştürk İşçi Öyküleri Yarışması 2007 üçüncülüğünü kazanmıştır. 2009 yılında Tuz Saraylar adlı dosya ile katıldığı öyküleri Orhan Kemal Ödülü ikinciliğini almıştır. Metin incelemelerini dergilerde, internet edebiyat siteleri ve edebiyat etkinliklerinde, paylaşmaktadır. Halen ÇYDD Bodrum şubesinde gönüllü olarak çalışmakta öykü atölyeleri düzenlemektedır.

Yorum bırakın