DELİLER TEKNESİ ve ÖYKÜ TEKNESİ Dergileri

Ömrüm Geçen Bir Sağanak Gibi -13

Bir zamanlar öykülerime yer veren, kimi artık anılarımızda kalmış, kimi halen yayın hayatını sürdüren dergileri andığım “Ömrüm Geçen Bir Sağanak Gibi” dizisinin bu bölümünde Deliler Teknesi ve Öykü Teknesine bir merhaba demek istedim. Halen yayın hayatına devam eden bu iki dergi Aydın Şimşek ve ekibi tarafından çıkarılıyor.

Belki başka sayılarında da yazılarım olabilir ama kişisel arşivimdekileri paylaşıyorum. 2008 yılı 3. Sayısında Tuncer Uçarol imzalı bir söyleşiye konuk olmuşum. Abdullah Baştürk İşçi öyküleri ödülü alan yazarlarla yapılan bir röportajda yazınla ve yazarlığımla ilgili sorularına cevap vermişim.

2008 yılının 4. Sayısında ise Kulak Misafiri adlı öyküme yer vermiş Öykü Teknesi. Kitaplarımdan birine adını da veren bu öykü boşanma sürecindeki bir kadının duygularıyla birlikte duyduğu bazı olaylara “kulak misafiri” oluşuyla annelik kavramına ilişkin sorgulamalar yapar.

“Annelerini tanımayanlar, annelerinden bıkmış olanlar ve anneliğini mahkeme kararıyla kanıtlamaya çalışanlar kestane şekeri kutusunun başındayız. Sağır annelere yasak, çünkü tansiyonları çıkıyor ama göz hakkıdır deyip kimseyi dinlemeden bir parça alıyorlar…

Henüz avukatım telefon etmemiş, karşı tarafın apansız bir karar değişikliğiyle kızımın velayetini bana bıraktığını söylememişti…”

Öykü Teknesi’nin 12. Sayısında Deniz Kestaneleri öyküm yer alıyor. İki adamın meyhanedeki dertleşmeleriyle başlayan öykü, onları dışarı çıktıklarında da izler. Çok aşık ve sevgilisi tarafından reddedilmiş genç adamla dertleştiği olgun yaştaki adamın yaşama ve aşka ilişkin konuşmalarını,

sarhoş kahramanın sokakta bağıra bağıra söylediği şarkıyla duygularını dışa vurduğunu izleriz. Onun, içkinin de etkisiyle duygularını dile getirişini alaycı bir dille anlatan öykünün okuru ve öykü kahramanlarını irkilten bir finali vardır.

Derin bir sessizlik oldu; kimsecikler yokmuş gibi. İrfan’a uzayda tek başına kalmışlık, hiçlik duygusu veren bir sessizlik. Sonra bir alkış koptu. Yukarıdan aşağıya konfeti olup yağdıkça yağdı… Apartmanların ilkin sıkıntı ve merakla açılmış pencere kanatları şimdi İrfan’ı kucaklamak istiyordu.

Deliler Teknesi’nin ise 12. Sayısı var arşivimde. 2009 yılına ait bu sayıda Kara (Bir) Bulut Romanı: Amida başlıklı inceleme yazım bulunuyor. Özcan Karabulut’un o tarihlerde yeni yayımlanmış romanı ilgimi çektiği için uzunca bir incelemesini yapmıştım. İnceleme yazılarım tümüyle benim kendi kişisel zevkim için yaptığım çalışmalardır. Kazı çalışmaları derim onlara. Böyle dosyalarda sararan hayli yazımın olduğunu itiraf edeyim. Pek azını okurla paylaşmışımdır. Paylaşmamın nedeni de okuduğum kitaptan duyduğum heyecan ve hazzı başkaları da alıyor mu acaba, sorgulamasıdır. Özcan Karabulut’la tanışmıyorduk. Ama ortak tanıdıklarımız mı vardı, e posta adresine bu yazıyı gönderdim. Tanışmamıza aracılık etmiş oldu. Bir okur beğeni mektubu amacını taşıyan e posta yazar tarafından beğeniyle karşılanınca Deliler Teknesi’nin sayfalarında yer aldı. Elbette öyle uzun bir yazıyı hiçbir dergi basamayacağı için sonradan Özcan Karabulut’la mutabık kalarak kısaltmıştık. Nefis bir romandır ve meselesi olan bir romandır. Deliler Teknesi de üç tam sayfa altı sütununu bana verme inceliğini göstermişti. Bu yazılarında dergi kapaklarıyla birlikte ilk sayfalarını alıyorum buraya. Buradan bir kez daha selamlar, teşekkürler.