Ömrüm Geçen Bir Sağanak Gibi 14
İlk sayısını 2006 Aralık-2007 Ocak sayısı olarak çıkaran Notos dergisiyle buluşmamız benim Orhan Kemal Öykü ödülünü alan Tuz Saraylar kitabımın basılmasından sonra oldu. İlya Yayıncılık tarafından okurla buluşturulan Tuz Saraylar’dan “Düş Olanların Gördüğü Çocuk” öykümle Nisan-Mayıs 2010 yılı sayısında yer almışım. Semih Gümüş ve ekibinin yıllardır başarıyla sürdürdüğü özenli dergilerimizden biri olan Notos Edebiyat Dergisi arşivimde ve gönlümde özenle sakladığım bir dergidir. Halen yayın hayatını aynı kaliteyle sürdürmektedir.
Düş Olanların Gördüğü Çocuk öykümü ( tamamını okumak isteyenler için )bu blogda daha önce yayımladım. Buraya giriş paragrafını alacağım. Dergide Muhammet Şengöz’ün nefis bir desen çalışmasıyla yer almıştı.
Çimenlerin üstündeki kuş tüyü, rüzgârdan iç çekti. Fazlasıyla zavallı duruyordu. Hangi? Bir guguk kuşu tüyü, olsa olsa özgür olayım derken yalnız kalmıştır. Niye? İşte. Hiçbir yere ait olmak istemediğinden… Babam elini enseme koyup hiç bir zaman “aferin oğlum” demedi ki…
Gözlerini yavaşça kapadı; boşlukta, kalın taş saplı, parlak sarı renkli, ateş gibi yanıp sönen bir çiçek gördü. Gözünü açınca birden kayboluyordu. Elini uzatıp kenarları karanlığın içinde incelerek titreşen çiçeğe dokunmak istedi ama kıpırdayamadı.
Yanından gelip geçen ayakları gördü. Gece miydi gündüz mü anlayamadı, çiçeğin orada durduğunu, ışığından aldanmış olabileceğini düşündü. Ayakkabılara karşı çok büyük bir dostluk hissetti. Onların çevresinde olması içini güvenle doldurdu, beri yandan kaldırımın üstüne düşüp kalkan bu tokmakların, onu sarımsak dişi sanıp ezmesi de içten bile değildi… Birden öfkeye kapıldı! Onları tek tek avlayıp gebertmek, bu havanın dibine atmak ve kendisi tokmak olmak, onları cırt, cırt! Annem diye biri var mı? Bir fotoğraf ya da bir mezar taşı olsun. Yoldan kopan uğultu üstüne saldırıyordu.
Vazgeçti…



