Adı Ne Bunun? İlk Ne Söyledi?

Metinde Başlık, İlk Cümle ve Cümle Yapıları

Metin başlığı/adı ve ilk cümle neden önemlidir?

Görselde Türkçe sözcükler kullanılmamış. Daktilo F klavye de değil. Ama çıkan kağıtlar origamiyi çağrıştırmıyor mu? İlk izleniminiz nedir?

İnsanın karşısındakiyle iletişim kurmadan önceki ilk izlenimin 8-10 saniyede oluşturduğu söylenir. Peki metinle ilgili ilk izlenim nasıl oluşur? Metnin adı mı? Belki. Ama ilk cümle kesinlikle. İlk cümle yazarı batırır da çıkarır da…

Yazarın ilk cümlesi okura verdiği sözdür, bir amaç, bir hedeftir. Yazma eylemine ilişkin ateşleme noktasıdır. Beri yandan ilk cümle o denli özeldir ki, (final cümlesi için de aynı davranmak zorundayız ve bu iki unsur biz öykücülerin yaşaması veya intihar etmesi için vesile olan iki bıçaktır bana göre ama  o başka bir yazının konusu) onu öyle kullanmalıyız ki  okuru kalbinden vurabilelim. Sonraki cümlelerde okur yeniden bedenlenebilirdir.  Yeniden bedenlenmiş bir okur da sonsuza kadar sizi sever. Yazar olarak buna çok ihtiyacımız var.

İlk cümleyle de final cümlesiyle de çok uğraşırız. Belki çalışma sırasında veya sonrasında hatta metin bittikten çok sonra değişikliğe uğrar. İlk cümlenin anlaşılır olmaktan çok okuru yakalama işlevi vardır. Marie von Ebner’den bir alıntılama yapmak isterim “Sadece anlaşılır olanı anlayan okur çok az şey anlamış demektir” der. Bu alıntılamayı yazarın daha ilk cümleden başlayarak anlaşılır olmak için çaba harcamaya başlayıp gerçek diyeceğinden uzaklaşma tehlikesine karşı bir uyarı levhası olarak koyuyorum buraya. Ve ekliyorum, anlaşılır olanı yazmak yetmez, ötesinde bir şeyler yazmak sanattır.

Metnin anlam katmanlarının tümü ilk cümleyle başlar ve tamamını kapsar. Özellikle öykü metni. Gerçekle yola çıkabilirsiniz ama gerçeküstü olasılıklar, unsurlar, tasarılar, içrek etkiler, düşler, imgelerle birlikte yazma sanatlarını da işin içine alırsak yaratıcılıktan söz ederiz ki burada metnin anlaşılırlığı ilk mesele olmaktan çıktığı gibi okurun çabasını talep eder. İlk cümle ve metne yayılan cümleler katmanları oluştururken her adımda biraz daha okuru içine çekebilir olmalıdır.

Yaratıcı metin ya da yazma sanatını konuşurken sormamız gereken bir soru da şu olabilir mi? Metinde yazarla okurun amaçlarının aynılığı söz konusu edilmeli mi? Yoksa bu söz konusu edilmeksizin mi metin yaratılır? Kuşkusuz bu başlı başına ayrı bir inceleme ve tartışma konusu. Ben bu sorudan şuraya geçmek istiyorum; metni özgürce oluştururken az önce saydığım gerçeklik, gerçeküstülük, tasarım, içrek etkenler, yazma sanatları, unsurları bir ortak yapı taşı var; cümle.

Birinci bıçak darbesi, giriş cümlesi çıkardığı ıslıkla ve yarattığı ilgiyle okurun öyküyü okuyup okumayacağına karar vermesini sağlar. Çünkü bu bıçak okurun öyküyü kaplayan anlatım sanatları, atmosfer, olay örgüsü gibi unsurlarına bakması için küçük bir yarık açar. Okur karakterlerinizle tanışmak isteyecek midir, öykünüzün içine girmeyi kabul edecek, size kulak verecek, sizinle heyecanı paylaşacak mıdır? İşte o an karar verir. Bu kararı bazen de öykünün başlığında verir okur.

Anlatı sanatlarında öykü birden fazla avantajı olan metinlerdir. Kısadır, çabuk okunur, okurla yazar birbirinden ayrılmadan sonuçlanır. Bu yanıyla içine kolay girilen metinlerdir. Söz sanatlarını şiir kadar olmasa da kullanma özgürlüğü vardır. Böylelikle dille ilgili tüm hazları yaşama olanağı vardır öyküde.

Öte yandan öyküde kalıcılık/iz bırakmayla ilgili zorluk vardır. Bu metinlerde kazançsız olan uçuculuğundan söz etmek gerekir. Başka öykü yazarları da bu fikrime bilmem katılır mı, öykü metni uçucu bir metindir. Güzel bir kokuyu koklayışa benzer. Akılda çok küçük bir parçacık kalır. Okuru etkileyen, yakalayan ayrıntı, bütününe ilişkin ufak noktalar belki. Belki öykünün karakteri iz bırakır. Ama bunlar hep izlerdir. Ya da Necati Tosuner ustanın dediği gibi “enseye tokat atıp kaçan” dır. Roman gibi geniş alana sahip olmadığımız için bu uçuculuğu damaktaki tadı bırakabiliyorsak öykü amacına ulaşmış sayılır. Ender meraklı okur derinlemesine yaptığı okuma ve algılamayla yazarla ciddi bir bağ oluşturur. Okur şapkamla düşündüğüm zaman yıllar önce Adalet Ağaoğlu’nun bir öyküsünü örneklemek isterim burada. Adını anımsamıyorum. Ama gördüğünüz gibi yazarın adını anımsıyorum. Öykünün eksen karakteri genç kızı anımsıyorum. Annesinin evine tatil için gitmişti, evdeki yaşama (buradan hareketle eski sosyal çevresine) başka bir gözle bakmaya başladığını, annesinden (mutlak ve ayrılmaz bağlarımızın olduğu yegane varlık) nasıl uzaklaştığına ilişkin bir duygu yaşamıştı. Bildiniz mi öyküyü? Şimdi bunları yazarken birden öykünün adını anımsadım; Şiir ve Sinek. Kızın duygusu en net aklımda. Demek ki sağlam cümlelerle duygu betimlemesi yapılmış.

Metinde Cümle Neden Önemlidir?

Bu yazımda ilk cümleyle birlikte “cümle”ye ilişkin de düşünmek istiyorum. Cümle, bir ifade, soru, ünlem veya emiri dile getiren; kendi başına anlamlı sözcükler dizisi olarak tanımlanır biliyorsunuz. Metni oluştururken amaca uygunluğuna göre kullandığımız cümle çeşitlerini anımsayalım.

  • Olumlu cümle (Yaşam boyunca her zaman herkese güvendi.)
  • Olumsuz cümle (Yaşamı boyunca hiçbir zaman kimseye güvenmedi.)
  • Soru cümlesi (Yaşamı boyunca kime güvendi ki?)
  • Ünlem cümlesi (Heyhat! Sen kimseye güvenmezsin ki!)
  • Şart cümlesi (Eğer birine güvenirsen yapabilirsin.)
  • Emir cümlesi (Bana güven.)
  • Haber cümlesi (Hiç kimseye güvenmeyen biri olarak biliniyor.)
  • Karşılaştırma cümlesi (Sen bana göre daha az güvenen birisin.)
  • Amaç cümlesi (Daha iyi bir hayat kurmak amacıyla güvenmişti ona.)
  • Sebep cümlesi (O aldatma olayından sonra böyle güvensiz oldu.)
  • Tanım cümlesi (Güven çekinme ve korku olmadan, kuşku duymadan inanma ve bağlanma duygusudur.

Bir Cümleyi Bozmanın Yolları(!)

Anlatım bozuklukları örneklerine gelecek olursak,

  1. Gereksiz/ayıklanmamış sözcüklerle cümle kurabilirsiniz.

Sendi hiç merhamet, acıma duygusu yok mu? Yerine Sende hiç acıma duygusu yok mu?

O kadar yolu yaya mı yürüdün? Yerine O kadar yolu yürüyerek mi geldin?

  • Yanlış anlamda kullanabilirsiniz.

Hastanede çıkan yangın sekiz hastanın ölmesini sağladı. (Hastanede çıkan yangın sekiz hastanın ölmesine neden oldu.)

  • Mantık hatası yapabilirsiniz.

Değil bir satır yazmayı bir paragraf bir kitap bile yazacak yetenek yok sende. (Değil bir kitap yazmayı, bir paragraf, bir satır bile yazacak yetenek yok sende.)

  • Sözcüğü yanlış yerde kullanabilirsiniz

Çok canım sıkılıyor.(Canım çok sıkılıyor.)

  • Anlamca çelişen sözcükler kullanabilirsiniz.

Yağmur bugün mutlaka yağabilir. (Bugün mutlaka yağmur yağacak. / Bugün yağmur yağabilir.)

  • Cümlede anlam belirsizliği yapabilirsiniz.

Kitapları buldun mu? (İngilizce kitaplarını buldun mu?)

  • Anlattığınızı  “yani” ile başlayan, “demek istiyorum ki” ile başlayan, “anlaşılacağı gibi”yle başlayan cümlelerle tekrarlarsınız. Yazar sesi adeta okurun yakasına yapışıp anladığından emin olmak ister. Bunu sıkıcı buluyoruz. Okurken kendimizi kötü hissediyoruz. Yazar bizim aklımızdan zekamızdan kuşku duyuyor da bize açıklamalar yapıyor diye düşünüyoruz.

Kuşkusuz dil uzmanlarının bu listeye ekleyecekleri çok maddeler vardır. Ben aklıma gelenleri sıraladım. Ah bir de lütfen, “Ölmesine izin vermeyin!” şeklinde dublaj devşirmesi cümleler duyduğumuz olur. Mantıksız, Türkçe’de kullanmadığımız yanlış mı desem saçma mı… Biliyorsunuz onları.