PINAR KÜR-ASILACAK KADIN

OKUMA KULÜBESİ

İlk baskısı 1979 yılında Bilgi Yayınevince yapılmış, 39. Baskısı Can Yayınlarınca 10.000 adet basılmış Asılacak Kadın, 1986 yılında filme konu olmuş bir kitaptır. Festival ve toplu gösterimlerde yurt dışında da Türkiye’yi temsil etmiştir. Beri yandan 1988 yılında hakkında yasaklama davası açılmıştır.  

Gerçek olaydan hareketle kaleme alınan Asılacak Kadın, yazarın kendi ifadesinde de bulunduğu üzere on beş yıllık bir çalışmanın ürünü. (https://www.gazetekadikoy.com.tr/edebiyat-hayatindan-hatirlamalar/pinar-kur-asilacak-kadin)

Romanın Mekanı

Mahkeme salonu, eski bir yalı, bir ölüm hücresi ve bir tutuklunun hücresi.

Romanın Zamanı

Yargılanma süreci içinde akan metinde  ilginç sıçrama teknikleriyle geri doğru olayın farklı açılardan ele alındığını görürüz.

Anlatım Özellikleri

Birinci bölümde yargıcın gözünden, onun bilinç akıkışıyla suçluların mahkeme salonunda anlatımı vardır. Ancak yargıcın olayı çözümlemek, gerçeği ortaya çıkarmaktan çok kendi hikayesiyle olay arasında kurduğu duygusal bağın kararını nasıl etkilediğini izleriz.

İkinci bölümde suçlunun bilincine giren yazar onun hem yaşamını hem olayı değerlendirmesini izlemesi için karakterle okuru baş başa bırakmıştır.

Üçüncü bölümde suçu üstlenen karakterin bakış açısına geçilir. Olup bitenleri toparlayan- veya açımlayan da diyebiliriz- okurun kafasında netleşmesi için daha yalın bir sesle anlatılmasıdır. Olay, duygu, nedenler, cinayetin işlenmesi kaleme alınmıştır.

Aynı olayı üç tekrar olmasına karşın aynı zevkle ayrı bir merakla okuruz. Çok başarıyla verilen bilinç akışı anlatımı son bölümde objektif ayarı gibi netleştirilmiştir yazar tarafından.

Burada dikkat çeken, bilinç akışı tekniğinde olması gerektiği üzere yazar tümüyle aradan çekilmiş, okurla karakterleri karşı karşıya bırakmıştır. Üçüncü bölümde de yazar sesi kesinlikle duyulmaz. Suçu üstlenen kişinin notları kanalıyla anlatı gerçekleştirilir.

Öte yandan onların yaşadıkları olayları, olayların etkileri, kişilikleri, dünya görüşleri birlikte verilmiştir.

ROMANIN KATMANLARI

Bu romanda ilginç çok ayrıntı olmasına karşın beni en çok katmanları etkiledi.

Suç öyküsü katmanı; Asılacak Kadın, bir suç öyküsü olarak okunduğunda okuru ilginç bir çelişkiye çeker. Sorgulamaya zorlar. Gerçek suçlu kim olabilir? Görünen o ki yalı sahibinden, çalışanına, konu komşuya, Melek’in ailesine kadar herkes suçludur/suça ortaktır aslında. Bunu sorgularken ilginç toplumsal saptamalar yapmanız için yazar rehberlik etmiştir.

Görürüz ki suç işleyen, fiili gerçekleştiren özne aslında suç işlememiş iyi bir iş yaptığını düşünmektedir. Suçsuz görünen karakterlerin ise nasıl canavarca duygular ve düşünceler etkisinde oldukları, kimine fırsat verilse neler yapabilecekleri (yargıç), kiminin dışarıdan son derece zararsız görünmesine karşın nasıl acımasız bir zarar verici olabileceği (köşkün sahibi) ortaya çıkar. Beri yandan her karakterin kendi çapında şiddetten yana eylemleri olduğu da bir gerçektir. (Karakterin annesi, üvey babası, köşkün yaşlı sahibesi vs.) Bunlar yan karakter olmakla birlikte suç öyküsünde sıradan insanların aslında ne denli şiddet eğilimli olduklarının birer kanıtı gibidirler.

İnsan öyküsü katmanı; Her bir karakteri, her bir tipi ilginç ve kurgu amacına hizmet eder şekilde yerleştirilmiştir. Onlar olayı veya kendilerini anlatıyor görünürken gerçekte çok ilginç ve çok yönlü insan portreleri izlenir. Bu portreler okuru toplumsal kesitlere, kültürel ayrıntılara, dönem ruhuna götürür.

Kadın öyküsü katmanı; Kuşkusuz başat katman bu bana göre. Zavallı, hiç kimse tarafından korunmayan, tersine itilip kakılan (annesi tarafından bile) “mal” gibi davranılan bir karakterin çevresinde kurgulanmıştır. Gerçek dünyadan koparılmış, cahillikle birleşince sömürülmeyi bile kabul etmiş bir kadındır. Bu kabul kendini savunmasını bile engeller. Kadın olma halinin en zor, en acınası, en güvencesiz biçimidir. Kadınlık yarasına parmak basması açısından diyebiliriz ki – ve ne yazık ki- hâlâ günceldir. Kitabın 2026 da okunuyor olmasının (sözde tüm değişimlere, gelişmelere karşın) hazin nedeni bu.

Yargı katmanı; Bu olayları kendi penceresinden kendi yararına telafi etmek üzere bir fırsat gibi okuyan, karar vericinin ön yargılı, eril,erki ezmek için kullanan zihnin açısıdır. Burada toplumsal bir sorgulama, (piramidin altından tepesine yerleşme durumundaki yargıç) erkek olmasına karşın ezik olma durumunun muhasebesini yapar durur. Yargıç olmasına rağmen (yansız düşünüp karar verici olma) önyargılı, duyguları ve yaralarını işine katan erkek karakter. Zenginlere karşıdır, kadınlara karşıdır, güçsüzlere karşıdır. Çok nefis bir “değilleme” olarak var edilmiştir. Ayrıca hayatı acılar silsilesi olan  bir kadının yaşamı için kalem kırıcı görevi olması ayrı bir çelişki ve trajedidir.

Ana karakter dışındaki kadın karakterlerin öyküleri de çarpıcıdır. Melek, Melek’in annesi, Melek’in bakıcılığını yptığı yaşlı kadın, kalfa her biri ayrı kadın tiplemeleri ama öyküleridir.

Yer yer sert sahneler barındıran kitap olayın kavranması için böylesi ayrıntılar kullanıldığını düşünüyorum.

Adalet Katmanı; Yargıcın yaşamında adalet yoktur. O aldatılan erkektir. Annenin yaşamı dayak, zorbalık ve cinsel istismarla çevrilidir. Yaşlı kadın sevdiği erkekle değil  başkasıyla evlendirilmiştir. Hüsrev aldatılmış, karısı güya intihar etmiş (ona da eziyet etmiş olabileceği hissettirilmektedir) Melek adaletsizliğin dibini yaşar. Yalçın, kurtarıcı olduğunu düşünerek Melek’in ölümüne vesile olmuştur.

Erkek katmanı; Melek karakterinin yaşamına girip çıkan erkekler de birbirinden hasta ruhlu olmaları trajedinin pekiştirici unsurlarıdır. Bunların içinde iki istisna vardır, öldürülmüş babası ve dedesi. Ağabeyi de öldürülmüş ve konu örtülmüştür. Bunlar dışındaki tüm erkekler baskıcı, zorba, sadist, güç odağıdır. Yalçın romantik duygular ve etkilenmeler altında ve iyi niyetli biri olmakla birlikte Melek’te karşılığını bulamadığı gibi ona kötülük eden karakterdir.

Ezen, ezilen, kurtarıcı katmanı; Bu katman tam bir çelişki yumağıdır. Ezen (saygın tanımlı veya güç tanımlıdır) Ezilen (canavar, katil tanımlıdır) Kurtarıcı (yardım eden ama o da baskıcı ve katildir)

Asılacak Kadın,  gazetelerin üçüncü sayfa haberlerinden alınmış çekirdeğinin nasıl bir ustalıkla, estetik, çarpıcı, derin, sorgulayıcı ve sorgulatıcı bir edebi esere dönüştüğünü izliyor ve hayranlıkla okuduğunuz bir kitaptan ayrılmanın burukluğunu yaşıyorsunuz.

Published by

Bilinmeyen adlı kullanıcının avatarı

serapgokalp

Bursa doğumlu. Bir süre devlet memurluğu yaptı, istifa ederek otomotiv, gıda, tekstil, çelik, inşaat sektörlerinde değişik görevlerde çalıştı. İlk öyküsü Edebiyat-81 dergisinde 1983 yılında, daha sonra Yeni Olgu, Kıyı, Öner Sanat, Karşı, Yaklaşım, Yazko, Papirus, Agora, Türk Dili dergilerinde yayınlandı. Sonraki yıllarda; İle Dergisi, Patika Dergisi, Anafilya, Havuz, Öykü Teknesi, Sözcükler, Notos, Kurşun Kalem, Kar, Dünyanın Öyküsü, Kitaplık, Gösteri dergilerinde öyküleri, inceleme yazları yer aldı. İlk öykü dosyası Böcek Cinayetleri’dir. Ancak yayıncı tarafından yıllarca bekletilip basılmadığı için dosyayı geri almış ve imha etmiştir. İkinci dosyası Astak Kum Saatinde Akarken adlı kitabı, 2002 yılında Sistem Yayıncılık tarafından kitaplaştırıldı. Otuz sekiz yeni öyküsü 267 sayfalık bu ilk kitapta yer aldı. İkinci kitabı Kulak Misafiri, 2009 yılında Pupa Yayıncılık tarafından basıldı. Ödüllü öykülerinin yer aldığı bu kitabı Orhan Kemal Ödüllü üçüncü kitabı Tuz Saraylar izledi. 2010 yılında İlya Yayıncılık tarafından kitaplaştırıldı. Dördüncü kitabı Pirana Kahkahaları 2017 yılında Kanguru Yayınları tarafından yayımlandı. Kişisel kitapları dışında Anlatılan Bizim Hikâyelerimiz, Çığlık, Mübadele Öyküleri, Öykü Dostluğu, Kadınların Ruh Acıları, Öyküden Çıktım Yola-252 Yazardan Minimal Öyküler, Gurbet (Almanya, Gökyüzü Yayınevi Seçkisi) Tanzimattan Günümüze Rumeli Motifli Öyküler seçkilerinde öyküleri yer aldı. Kadın Yazarlar Derneği Yayını, Kadınlar Edebiyatla Buluşuyor adlı projede öykü atölyeleri düzenleyerek aynı adlı yapıtta ve yine Kadın Yazarlar Derneği Yayını olan Söz Kesmek, Kına Yakmak, Nikah Kıymak adlı kitapta incelemeleri, yayınlandı. Öykü kitapları dışında Kalp Krizi, Bu Gece Uyku Yok Çünkü ve Buket Başaran Akkaya ile ortak oyunlaştırdıkları İki Çığlık, İki Türkü, Bir Ağıt adlı oyunları bulunuyor. Serap Gökalp’in bir öyküsünden oyunlaştırılan bu oyun Devlet Tiyatrolarına kabul edildi. Çalışmalarından Fadime Hanımın Işığı adlı öyküsü Petrol İş Sendikası – Kadın Öyküler Yarışmasında 2007 birinciliğini, Sisin İzi adlı öyküsü, Madenci Öyküleri Yarışması 2007 ikinciliğini, 16/24 Vardiyası adlı öyküsü, Abdullah Baştürk İşçi Öyküleri Yarışması 2007 üçüncülüğünü kazanmıştır. 2009 yılında Tuz Saraylar adlı dosya ile katıldığı öyküleri Orhan Kemal Ödülü ikinciliğini almıştır. Metin incelemelerini dergilerde, internet edebiyat siteleri ve edebiyat etkinliklerinde, paylaşmaktadır. Halen ÇYDD Bodrum şubesinde gönüllü olarak çalışmakta öykü atölyeleri düzenlemektedır.

Yorum bırakın